22/06/2017 tarihi itibariyle;  Buğday Yemlik 916 TL / ton, Arpa 875 TL / ton, Mısır 885 TL / ton, Buğday Kepeği 577 TL / ton, Yulaf  825 TL / ton, Soya Fasulyesi 1.350 TL / ton, 

AÇIK MEKTUP | N. Adnan YILDIZ

1) AÇIK Mektup : G.T. Hayvancılık Bakanlığı, Koruma Kontrol Genel Müdürlüğüne !

2) Haklı Olana Üvey Evlat Muamelesi NEDEN ?

3) Anlamakta Zorlanıyoruz !!

4) Bizim Bilmediğimiz Bir Baskı Unsuru Mu Var ?

Sevgili Dostlar,

Şimdi sizlerle yaklaşık 10 senelik bir uğraşın, mücadelenin traji komik yaşanmış öyküsünü paylaşacağım. Bu öykünün mağdur olan taraflarından birisi de bizzat bizim çiftliğimiz. Yazımın başında sıraladığım ve bu yazıma başlık olarak seçmeyi düşündüğüm seçeneklerde kararsız kaldım, bana göre tamamı olabilir, ancak ben tercihi sizlere bırakıyorum.

Hikayemiz şöyle başlıyor ve Koruma Kontrol Genel Müdürlüğünden yetkililerle yaptığım bugünkü telefon görüşmesine kadar uzanıyor. Hikayemizin konusu “Çiğ Süt Satış İzni”

1930 yılındaki Hıfzıssıhha Kanununa göre ülkemizde “ Çiğ Süt Satışı “ yasaklanmış bulunuyor. O günkü sağım sistemi, sütün toplanması gibi teknik koşullardaki yetersizlikler hijyenin ve halk sağlığının korunması anlamında ki bu yasak doğru bir karardır. Ancak, o tarihlerde de ve günümüzde de sokak sütçüleri marifeti ile yasak olmasına rağmen nereden, hangi koşullarda toplandığı belli olmayan, satış esnasında soğuk zincirin kırılmaması gibi önem arz eden hususlara dikkat edilmeden çiğ süt satışı devam etmektedir. Bugün itibariyle İstanbul ili ve çevresinde günde yaklaşık 500 ton çiğ süt satışı yapıldığı tahmin ediliyor. İllegal olan bu satış halk sağlığını tehdit ettiği gibi, ekonomimiz açısından da bir kayıptır. Tamamen kayıtdışı çalışan bu sistem haksız rekabete de sebep oluyor. Biz ve bizim gibi çiftlikler, bu yasak nedeni ile sütlerini 1.00 TL/lt fiyat ile süt sanayicisine satmak durumuna mecbur bırakılırken, sokak sütçüsü nereden ve hangi koşullarda sağıldığı, toplandığı belli olmayan, ambalaj ve nakliyesi esnasındaki soğuk zincire hiç dikkat edilmeyen sütü 3 TL/lt’den pazarlayabilmektedir. Acı fakat gerçek bir husus da sokak sütçülerine tedarikçilik yapanların (toptancıların) hemen hemen hergün bize gelip sütümüze süt sanayicisinin vermiş olduğu 1.00 TL/lt’den daha yüksek fiyat ile alıcı olmalarıdır.

İzninizle şimdi de, çiğ sütün AB ülkelerindeki yasalara göre tarifini tekrarlamak istiyorum;

• Sütün sağıldığı sürüler ari sürüler olmak zorundadır. Yani insanlardan hayvanlara ve hayvanlardan insanlara geçebilen zoonoz hastalıklardan, Brucelloz ve Tüberkülozdan, ari hayvanlar olmaları ön şarttır.

• Sütün ml’sindeki somatik hücre sayısı 400.000 ad/ml’den küçük olmalıdır.

• Sütün ml’sindeki bakteri sayısı 100.000 ad/ml’den küçük olmalıdır.

• Süt, sağım sonrası derhal +4 ⁰C dereceye soğutulmalıdır ve nihai tüketiciye ulaşıncaya kadar soğuk zincir kırılmamalıdır.



Bilinen bu doğruları ve olmazsa olmaz şartlarınıda belirttikten sonra gelelim hikayemizin bizimle ilgili safhalarına;



1) Bizim işletmemiz 2003 yılında kuruldu ve kuruluş aşamasında oluşturulan sürü “ARİ SÜRÜDÜR.” O yıldan bugüne kadar da devletin ( Gıda tarım ve Hayv. Bak.) her sene yapmış olduğu testler neticesinde bu belge yenilenmektedir. Bu da bizim adımıza bir gurur vesilesidir.

2) Sürümüzün “ARİ SÜRÜ” olduğunu belgelememizin hemen sonrasında “AB Çiğ Süt Üretim Standartları”na haiz olduğumuzu gösteren belge için Bakanlığımıza müracaat ettik. Bir seneye yakın bir süre sütümüzden Bakanlık yetkililerince alınan numuneler


   - Somatik hücre
   - Bakteri
   - Fosfataz
   - Donma noktası
   - Kalıntı tespiti gibi çeşitli testlerin sonucunda “AB Çiğ Süt Üretim Standartlarına”

uyumludur belgesini almaya hak kazandık. Bu testler halen devam etmektedir ve firmamız da ürkiye’deki bu belgeye hak kazanan ilk çiğ süt üreten çiftlik olması hasebiyle bunun gururunu aşamaktadır. (Ülkemizde bugün itibariyle bu belgeyi haketmiş olan 13 süt üreten işletme vardır. Ayrıca bu işletmelerin %90’ı Yön.Kur.Bşk. yürüttüğüm derneğimiz TÜSEDAD’ın da üyesidir ve derneğimizin ülke hayvancılığımıza yapmış olduğu bu çeşit hizmetlerden de gurur duymaktayız. 2013 yılı itibariyle AB ülkelerine ihracat yapabilmenin yolu bu işletmeler sayesinde gerçekleşmiştir.)

3) İşte yukarıda saydığım bütün bu özelliklere sahip bir ÇİĞ SÜT üreticisi olarak, ABD’de ve AB ülkelerinde olduğu gibi, üretmiş olduğumuz sütü soğuk zinciri kırmadan, hijyen kurallarına uyarak ve kayıtlı ekonomi içerisinde kalarak pazarlama sevdasına düştük.

4) O zamanki adıyla Tarım ve Köyişleri Bakanlığımıza bugünkü adıyla Gıda Tarım ve hayvancılık Bakanlığımızın ilgili birimi olan Koruma Kontrol Genel Müdürlüğüne ilk yazılı başvurumuzu 31.03.2005 tarihinde gerçekleştirdik ve ÇİĞ SÜT SATIŞ İZNİ istedik. Bizden çeşitli testler yaptırmamız istendi. (Bu testlerin tamamı Bakanlığımızın işaret etmiş olduğu Bakanlığımıza bağlı İl Kontrol Laboratuvarlarında yaptırılmıştır) Aynı gün, aynı soğutma tankından alınan numuneler birbirini takip eden 4 gün içerisinde, hergün bir numune almak üzere analiz edildi ve 4. Gün test edilen numunede de toplam bakteri sayısının AB standardının altında olduğu görülmüştür. Tabii, firma olarak sınıfımızı bir kez daha geçmiş olmaktan ötürü SEVİNDİK ve UMUTLANDIK.

5) Bu sevincimiz 07.11.2005 tarihinde Bakanlığımızdan aldığımız cevaba kadar sürdü. Gelen cevapta kısaca şöyle deniliyordu;
“Ülkemizde üretilen çiğ sütlerin kalitesi dikkate alındığında çiğ sütün ambalajlanarak satışının uygun bulunmadığı”……..

6) Doğal olarak kızdık, gücendik, üzüldük ama yılmadık! Koruma Kontrol Genel Müdürlüğünün yolunu aşındırmaya devam ettik. Bu ziyaretlerde bizlerin ürettiği sütün kalitesinden emin oldukları defalarca ifade edildi. Bıktırmış olmamız gerekir ki bizden bu konuya dönük bir proje ile tekrar müracaat etmemiz istendi. (Çiğ sütü soğuk zinciri kırmadan nasıl pazarlamayı planladığımızı anlatan bir proje) Hazırlıklarımızı tamamladık ve 24.02.2012 tarihinde “İzlenebilir Günlük Çiğ Süt Satış İzni” talebini anlatan yazımızı Bakanlığımıza ilettik.

7) Muhtelif ziyaretler ve telefon görüşmelerimiz neticesinde 2012 yılında “Çiğ sütün doğrudan son tüketiciye satışı ile ilgili olarak Kanun ve Yönetmelikler kapsamında konuya ilişkin çalışmalar devam etmektedir” diye sonlanan bir cevap yazısı aldık.

8) İki gün önce, 05.11.2013 tarihinde Koruma Kontrol Genel Müdürlüğü yetkilileri ile yaptığım telefon görüşmesinde (geçen bunca zamana rağmen) konuya ilişkin çalışmaların makama sunulacağı aşamasında olduğunu öğrendim.

Hikayenin süresi : 8 sene (31.03.2005 – 05.11.2013)

 

Azmimizin ve sabrımızın takdirini siz sevgili dostlarıma bırakıyorum. Siz dostlardan bazılarınızın “Niçin bu ısrar?” diye sorduğunuzu duyar gibi oluyorum !

Cevabım çok basit:

1) Gerçekten emek sarfedip, Bakanlığımız için de yüzakı olduğunu kabul ettiğim, insanlık için tüketilmesi zaruri olan, stratejik öneme sahip bir temel gıda hammaddesi üretiyorum.

2) Bu yasak nedeniyle ürettiğim hammaddeyi değer fiyatına satamıyorum, hatta süt sanayicisine mahkum bırakılıyorum,

3) Diğer yandan, kalitesi sorgulanan benim ürettiğim ürün ile kalite değerleri ve hijyen kuralları kıyas kabul etmeyen sadece ismi ve rengi benzeşen ürün 3 kat daha pahalıya satılıyor. Alıcı bulabiliyor.

Saygılarımla,

Not: Yazımda bahsettiğim tüm belge ve raporlar arşivimizde bulunmaktadır.

Copyright © 2014 TUSEDAD Tum Hakları Saklıdır.