22/06/2017 tarihi itibariyle;  Buğday Yemlik 916 TL / ton, Arpa 875 TL / ton, Mısır 885 TL / ton, Buğday Kepeği 577 TL / ton, Yulaf  825 TL / ton, Soya Fasulyesi 1.350 TL / ton, 

İNEKLER KESİMHANE YOLUNDA | Nejat DEVECİ

İNEKLER KESİMHANE YOLUNDA

Küresel kuraklık bu sene hububat rekoltelerini ciddi şekilde azaltmıştır. Bunun doğal sonucu olarak dünyada ham madde ve gıda fiyatları yükselmiştir.

Ülkemizde hayvancılık sektörünün en büyük girdisi olan yem ham madde fiyatları son 1 ay içinde %30 civarında artış göstermiştir. Bunun üstüne bir de kaba yem maliyetlerinin hızla yükselişi sonucunda doldurulamayan ot depoları boş kalan samanlıklar hayvancılık yapan üreticiyi çıkmaza sürüklemiştir.

Et hayvancılığı yapıp bu hammadde fiyatlarıyla et üreten üretici karkas etin kilosunu maliyetlerinin altında 15 TL’ye vermek zorundadır.

İthalat baskısı ile cezalandırılan et üreticisi iflas etmektedir. Et üretmek üzere kurulan dev tesisler birer birer kapanmaktadır. Şanlıurfa’da Harranova Çiftliği ve İzmir Tire ve Afyon’da kurulan McDonald’s çiftlikleri gibi. Türkiye de tüketilen etin %30’a yakını ithalat ile dışarıdan gelmektedir. Türkiye her geçen gün dışarıya daha bağımlı olacaktır. İthalat politikası doğru bir politika değildir. Türkiye’de et üreticisi iflas ederken Avrupa’dan ve ABD’den et ve et hayvanı getirmek orada ki üreticileri desteklemekten öteye bir işe yaramayacaktır.

Çiğ süt üreticisinin durumu daha kötüdür ekonomik şartların çok zor olduğu bu dönemde enerji ve hammadde fiyatları yükselirken çiğ süt fiyatları sanayicinin isteği doğrultusunda 0,80 krş olarak belirlenmiştir. Ürettiğimiz sütü depolama veya üretime ara verme gibi bir durum söz konusu olmadığı için sanayici bunu kendi lehine kullanmaktadır.

Hammadde ve kaba yem fiyatlarında ki artışlar karşısında 3 yıldır yükselmeyen çiğ süt fiyatları ile hayvan besleme imkânsız hâle gelmiştir. İneklerimiz kesimhane yoluna girmiştir. Ne yazık ki bu senaryolar ülkemizde defalarca tekrarlanmış ve her seferinde de inekler kesilmiş ülkede ki süt üretimi düşmüş süt üretimi için yeterli hayvan yok diye ahırlarımız ithal düveler ile doldurulup ülkemizin çiftçisi ve hayvancısı üzerinden rant elde edilmiştir.

Sektörün paydaşları da bu olaylardan hiç ders almamıştır. Bütün dünyada çiğ süt fiyatı yem-süt paritesi ile belirlenirken ülkemizde maalesef süt sanayicisi belirleyici olmaktadır.

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemiz içinde et, süt gibi protein kaynakları stratejik önem taşımaktadır. Bu önemi kavrayan ve anlayan yöneticilerin et ve süt üreticilerinin sorunları acil çözüm bulmalıdır. Acil çözüm için yapılması gerekenleri tüm sektör paydaşları ve yetkililer bilmektedir.

Siyasi irade ve cesarete ihtiyaç olan çözümleri sıralarsak;

 

1-) Gelişmiş ülkelerde olduğu gibi çiğ süt taban fiyatı yem hammaddelerine göre belirlenmeli.

2-) Her türlü hayvan ve hayvansal ürün ithalâtı engellenmeli.

3-) Süt tüketimini arttıracak ciddi önlemler alınmalı okul sütü projesi tüm yurda yayılarak   devam sürdürülmelidir.

4-) Yem hammaddelerine uygulanan gümrük vergileri düşürülmeli.

5-) Canlı hayvan ve eti %1 KDV ile satarken girdilerimizin KDV’lerinin %18 ve %8 olmasına bir çözüm bulunmalı.

6-) Ot, yonca, silaj gibi kaba yemlerin üretimi daha çok desteklenmelidir.

7-) Süt tozu desteklemeleri sanayiciye değil süt üretimi yapan birliklere verilmeli.

Bu önlemler alınmadığı takdirde çiğ süt üreticisi yaşayamaz. ABD ve AB’den ithal edilen düveler gerektiği gibi bakılamaz. Milyonlarca dolarlık yatırımların kapısına kilit vurulur, ne et ne çiğ süt üreticisi kalır.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımızın da et ve çiğ süt üreticisi için dua etmekten başka yapacak bir şeyi kalmaz.

 

 

Copyright © 2014 TUSEDAD Tum Hakları Saklıdır.