22/06/2017 tarihi itibariyle;  Buğday Yemlik 916 TL / ton, Arpa 875 TL / ton, Mısır 885 TL / ton, Buğday Kepeği 577 TL / ton, Yulaf  825 TL / ton, Soya Fasulyesi 1.350 TL / ton, 

HAYVANCILIK POLİTİKASININ İFLASI... | Ali Ekber YILDIRIM

HAYVANCILIK POLİTİKASININ İFLASI...

 

 

Hükümetin tarımla ilgili bir çok uygulaması,politikası çiftçilerden büyük tepki görüyor. Özellikle yüksek girdi maliyetleri üreticinin üretim yapmasını engeller noktaya geldi. Girdi fiyatları artarken üreticinin ürettiği ürünün fiyatı düşüyor.

Daha da ilginç olanı Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı fiyatları düşürmekle övünüyor. Yemin,mazotun,tohumun,gübrenin fiyatı bir yılda yüzde 30 ile yüzde 100 oranlarında artarken tarım ürünlerinin fiyatını düşürmekle övünmek, çiftçiyi göz göre göre iflasa sürüklemektir.Üretimi ve üreteni yok etmektir.

Hayvancılık politikası başlı başına uygulanan politikaların nasıl iflas ettiğinin kanıtıdır.

Hükümetin en çok destek ,en çok kredi vermekle övündüğü hayvancılıkta uygulanan politika resmen her yönüyle iflas etti.

Öyle bir iflas etti ki,aylarca çiğ süt fiyatı açıklanamadı. Açıklanan litre başına 1 liralık fiyat ise üretim maliyetinin altında. Üretici inekten süt yerine zarar sağıyor. Sağmak istemeyen verimli süt ineklerini kesiyor.

Üretici maliyetin altında belirlenen fiyatın şokunu yaşarken çiğ süte verilen destekleme primi düşürüldü.

Evet yanlış okumadınız, Ağustos ayı sonunda askıya çıkarılan destekleme icmallerini gören üreticiler yeni bir şokla sarsıldı.

Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı çiğ süt üreticilerine litre başına ödediği destekleme primini sessiz sedasız 9 kuruştan 6 kuruşa düşürdü. Sanki çok yüksek prim veriliyormuş,sanki çiğ sütün fiyatı piyasada çok artmış gibi,geriye dönük olarak Nisan,Mayıs,Haziran aylarına ait destekleme primi düşürülüyor.

Oysa, Haziran ayında İzmir'de yapılan Gıda ve Tarım Zirvesi'nde kürsüye çıkan Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker salondakilere çiğ sütte destekleme primini yüzde 50 artışla 9 kuruşa çıkardıklarını müjdelemişti.

Bakan Mehdi Eker, televizyon kameralarının önünde primi 9 kuruşa çıkardıklarını söyleyerek topluma "süt üreticilerini destekliyoruz" mesajını verirken, askıya çıkarılan süt icmallerinde prim sesiz sedasız 6 kuruş olarak uygulanıyor.

Geçen süre zarfında ne değişti de destekleme primi düşürüldü?

Çiğ sütün fiyatında anormal bir artış mı oldu?

Yem ve diğer girdilerin fiyatı mı düştü?

Hayır. Bunların hiçbiri olmadı. Bakanlık keyfi olarak primi düşürerek üreticinin hakkı olan primi adeta gasp ediyor.

Bu hayvancılık politikasının nasıl iflas ettiğinin göstergesidir.

Sütte maliyetin altında fiyat belirlenirken üstüne birde süt priminin düşürülmesi üretimi tehdit ederken et hayvancılığında neler oluyor?

Et hayvancılığında da farklı bir durum yok. Besiciler 2010'da başlayan ithalat politikasıyla adeta yok edildi. Kalanlar da şu günlerde yeni bir ithalat dalgası ile tamamen yok edilmek isteniyor.

Bakanlık kırmızı et sektörü temsilcileriyle bir toplantı yaptı. Sütte olduğu gibi karkas etin maliyet hesabı yapıldı. Üreticiler maliyetin 16 lira olduğunu savundu. Bakan Mehdi Eker ve bürokratları ise 1 kilo karkas etin maliyetinin 15.7 lira olduğunu ifade etti.

Et sanayicileri bu fiyata et aldıkları taktirde tüketicinin çok pahallıya et tüketmek zorunda kalacağını bu nedenle ithalatın açılmasını istedi.

Sütte olduğu gibi toplantı anlaşmazlıkla sonuçlandı. Fakat, Üreticinin dile getirdiği 16 liralık maliyet bir yana Bakanlığın ilan ettiği 15.7 liralık maliyetin altında bir fiyata karkas et alınıyor. Hem de Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'na bağlı bir kurum olan eski adıyla Et ve Balık Kurumu,yeni adıyla Et ve Süt Kurumu maliyetin altında bir fiyata et alıyor.

Et ve Süt Kurumu sözleşme yaptığı üreticilerden 15.4 liradan karkas et alıyor.

Düşünebiliyor musunuz, devlet kendi üreticisinden maliyetinin altında et satın alıyor. Böyle bir devlet,bakanlık özel sektöre nasıl söz geçirecek?

Maliyetinin  altında bir fiyata et ve süt satan üretici sürdürülebilir bir üretim yapabilir mi?

Görevi piyasayı düzenlemek olan Et ve Süt Kurumu yani devletin kurumu üreticiden maliyetin altında karkas et alıyor. Sözleşmeyi ihlal eden üretici hayvan başına 300 lira ceza ödemek zorunda.Bu nedenle maliyetin altında da olsa üretici satmak zorunda.

Böyle bir ekonomi kuralı vahşi kapitalizmde bile olmaz. Üreticiye bile bile "zararına üret" deniliyor. Daha açık anlatımla "madem zarar ediyorsun üretme, biz ithal ederiz" mesajı veriliyor.

Çünkü,tarımı, ekonomiyi hiç bilmeyen birisi bile 15.7 liraya mal ettiği bir ürünü 15.4 liraya satarsa zarar edeceğini bilir ve o işi yapmaz,yapamaz.

Kurban Bayramı öncesinde hayvancılık sektöründe yine hareketli günler yaşanacak. Kurbanlık ithalatının olup olmayacağı konuşulacak. Sütte fiyat ve prim tartışması, ette ithalat tartışması olacak.

Tabloya genel olarak bakıldığında  hayvancılıkta ciddi sorunlar var. Üretici maliyetin altında çiğ süt ve et satmak zorunda kalıyor. Üreticinin ucuza sattığı et ve süt tüketiciye bir kaç kat pahalıya satılıyor. Hayvan besleyen, yüksek girdi  maliyetine rağmen üretimini sürdürmek isteyen üretici zararına satarken, tüketici çok pahallıya et ve süt tüketmek zorunda kalıyor. Aracılar, marketçiler para kazanırken hem üretici hem tüketici kaybediyor. Soruna çözüm bularak üretimin devam etmesini ve tüketicinin uygun şartlarda et ve süt tüketmesini sağlamak olan Bakanlık, maliyetin altında et alıyorsa,maliyetin altında süt fiyatı belirliyorsa üretici derdini kime anlatacak?

Özetle, hayvancılık politikası iflas ederken, Hükümet üreticiyi krediye boğmakla,en yüksek desteği vermekle övünüyor. Bu nasıl destek ki, arttıkça iflaslar  artırıyor.

 

 

Copyright © 2014 TUSEDAD Tum Hakları Saklıdır.