22/06/2017 tarihi itibariyle;  Buğday Yemlik 916 TL / ton, Arpa 875 TL / ton, Mısır 885 TL / ton, Buğday Kepeği 577 TL / ton, Yulaf  825 TL / ton, Soya Fasulyesi 1.350 TL / ton, 

HAYVANCILIK SEKTÖRÜ İÇİN 2012 ZOR BİR YIL OLACAK… | Ali Ekber YILDIRIM

HAYVANCILIK SEKTÖRÜ İÇİN 2012 ZOR BİR YIL OLACAK…

Hayvancılık sektöründe son dönemde yaşananlar 2012’nin çok zor bir yıl olacağını gösteriyor. Öncelikle sektörde yaşanan son gelişmeleri ve bu yıla damgasını vuracak kararlara bakalım.

1- Bakanlar Kurulu Kararı ile 26 Haziran 2010 tarihinde Et ve Balık Kurumu’na sıfır gümrükle canlı hayvan ve et ithalat yetkisi verilmişti. 28 Aralık 2011 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile ithalat izni 31 Aralık 2012’ye kadar uzatıldı. Bunun anlamı 2012’de canlı hayvan ve et ithalatın tüm hızıyla devam edeceğidir.

2- Devletin iki yıl ödemesiz 7 yıl vadeli sıfır faizli kredisi ile süt hayvancılığı yatırımı yapanların kredi geri ödemeleri bu yılın ikinci yarısında başlayacak. Birçok yatırımcının krediyi geri ödemede zorlanacağı ifade ediliyor. Sıfır faizli kredi ile ilgili bir başka önemli sorun ise 2011’de onaylanmış kredilerin bir bölümünün ödenmemesi. Yatırımcılar alamadıkları krediyi bu yıl daha yüksek maliyetle kullanmak zorunda kalacak. Yatırımcıların maliyeti yükselecek. Türkiye’nin değişik bölgelerinde milyonlarca liralık yatırım yapan birçok girişimci bu konuda endişeli. Görüştüğümüz yatırımcıların anlattıkları özetle şöyle: “Biz devlete, verilen sıfır faizli 7 yıl vadeli krediye güvenerek bu sektöre girdik. Çok büyük yatırım yaptık. Ziraat Bankası’na başvurduk. İstenen teminatı verdik. Kredimiz onaylandı. Kredinin bir bölümünü kullandık. Geri kalanı talep ettiğimizde para yok diyerek vermediler. Şimdi yıllık yüzde 3 komisyon, ayrıca her yıl için yüzde 1.5 komisyon ödememiz isteniyor. Kredinin geri ödemesi ise 7 yıl yerine 6 yıla çekiliyor. Aynı yatırım için iki farklı vade ve ödeme koşulu olan kredi kullanmış olacağız. Yatırım maliyetimiz çok yükselecek. Planlarımız altüst oldu.”

Sıfır faizli kredi kullanan yatırımcıların işi kolay değil. Özellikle hayvancılık sektörünü yeterince bilmeyenler için çok zorlu bir süreç başlıyor. Hazine adına krediyi kullandıran Ziraat Bankası’nın üst düzey yönetimi de tamamen değişti. Banka yönetiminin hayvancılığa bakışı bu süreci doğrudan etkileyecektir. Kredi Politikaları Genel Müdür Yardımcısı Cengiz Göğebakan’ın söyledikleri Ziraat Bankası’nın pozisyonu hakkında ipuçları veriyor. Cengiz Göğebakan, banka olarak tarımda endüstrileşmenin altyapısını güçlendirmek için çalışacaklarını söylüyor. Sıfır faizli kredi konusunda ise çok net mesaj veriyor: “Yatırım kredileri, müşteriye nakit olarak verilmez. Yatırım gerçekleştikçe belgeye dayalı olarak verilir. Yeni yılda daha az sübvansiyonlu kredi alabileceğini düşünen yatırımcılar, yatırım gerçekleşmeden sübvansiyonlu kredinin bir an önce kendi hesabına aktarılmasını istiyor. “Nasıl olsa bu daha ucuz, hesabıma geçsin ben sonra kullanırım” diye düşünenler var.Fakat, yatırım gerçekleşmeden, belge olmadan krediyi vermemiz mümkün değil. Kaldı ki, Ziraat Bankası olarak biz bu sübvansiyonlu kredilere sadece aracılık yapıyoruz. Kredinin kaynağını Hazine veriyor. Hazine ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın belirlediği ve kamuoyuna açıkladığı kararname ve uygulama tebliği çerçevesinde sübvansiyonlu krediyi kullandırıyoruz. Bize verilen bütçenin dışına çıkmamız mümkün değil. Bu nedenle kredisi 2011’de onaylansa bile yatırım gerçekleşmemişse yatırımcı yeni çıkacak kararname çerçevesinde kredi alabilecek.”

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker’in Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde milletvekillerinin sorularını yanıtlarken verdiği bilgiye göre, 1 Ağustos 2010 tarihinde başlatılan sıfır faizli kredi uygulaması kapsamında 2011 sonu itibariyle 6.2 milyar lira kredi kullandırıldı. Büyük bölümü süt ve besi hayvancılığı yatırımlarına verilen krediden yaklaşık 35 bin kişinin yararlandığı tahmin ediliyor. Bu veri, sıfır faizli kredinin 2012’ye damgasını vuracağını gösteriyor. 

3- Biyogüvenlik Kurulu’nun genetiği değiştirilmiş 3 soya geninden sonra 13 mısır genine izin vermesi, GDO’lu yemle beslenen ve beslenmeyen hayvanlardan elde edilen ürünleri tartışma gündemine taşıdı. GDO’lu yemle beslenen hayvansal ürünlerin etiketlenmesi konusunda kampanyalar yapılması gündemde. Bu yılın en çok tartışılan konularından birisi olacak gibi görünüyor.

4- Bu yılın en önemli sorunlarından birisi kuşkusuz girdi fiyatlarındaki yükselme olacak. Soya,mısır ve diğer bir çok yem hammaddesinde dışa bağımlı olan Türkiye, dövizdeki artışa bağlı olarak yem hammaddesini daha pahallıya ithal edecek.Yerli üretimde de girdi maliyetlerinin yükselmesi nedeniyle, bu yılda hayvancılık yapanlar yem fiyatının yüksekliğinden haklı olarak şikayetçi olacaklardır. Genel beklenti 2012’nin kurak bir yıl olacağı yönünde. Eğer yeterli yağışı olmaz ve kuraklık etkili olursa yem maliyetindeki artış çok daha yüksek olur.

5- Yeni yatırımlarla çiğ süt üretiminde büyük bir artış bekleniyor. Mevcut üretimi bile tüketmekte zorlanan Türkiye, artan çiğ süt üretimi ile yeni bir kriz yaşayabilir. Böyle bir krizin yaşanmaması için çok yönlü önlemlerin şimdiden alınması gerekir. Okul sütü projesi, soğuk zincir korunarak marketlerde süt satılması, süt tozu üretiminin doğru biçimde desteklenmesi gibi. Ayrıca süt tozu ithalatına kesinlikle izin verilmemesi gerekiyor.

6- Hayvancılık sektörü açısından 2012’nin olumlu gelişmeleri ise, tarıma dolayısıyla hayvancılığa verilecek desteklerde azda olsa bir artış olması sektörün yararına olacaktır. Türkiye’de ilk olarak hayvansal ürünlerde sığır, dana eti ve ürünleri, koyun, keçi eti ve ürünleri, kümes hayvanları eti ve ürünleri, balık, süt ve süt ürünleri, bal ile yumurtada müdahale kurumu oluşturulacak. Bu konuda hazırlanan yasa taslağının Meclis’te görüşülerek yasalaşması bekleniyor. Et ve Balık Kurumu yeniden yapılandırılarak hayvansal ürünlerde piyasa düzenleme görevini üstlanacak. Hayvansal Ürünler Piyasa Düzenleme Kurumu’na bağlı olarak Et ve Balık Kurumu Hayvansal ve Su Ürünleri Üretim Lisanslı Depoculuk İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret AŞ (EBK LİDAŞ) kurulacak.

Özetle, çiğ süt fiyatının 2008’de 35- 40 kuruşa kadar düşmesi sonucu o dönem yaklaşık 1 milyon süt hayvanı kesime gitti. Bunun faturası iki yıl sonra et fiyatlarının artması ile büyük bir krize dönüştü. İki yıldan beri kasaplık canlı hayvan, besilik dana, karkas et ve kurban bayramında da kurbanlık hayvan ithalatı yapılıyor. İki yılda ithalata ödenen döviz 2 milyar dolara ulaştı. Bundan ders alınmaz ve süt fiyatı belli bir seviyede tutulamazsa 2012’de yaşanacak sıkıntılarında eklenmesi ile hayvancılıkta yeni bir kriz ortaya çıkabilir. Böyle bir krizin yaşanmaması için sektörün her kesimi duyarlı olmalı.Gerekli önlemler şimdiden alınmalı.Yarın geç olabilir.

 

 

Copyright © 2014 TUSEDAD Tum Hakları Saklıdır.