22/06/2017 tarihi itibariyle;  Buğday Yemlik 916 TL / ton, Arpa 875 TL / ton, Mısır 885 TL / ton, Buğday Kepeği 577 TL / ton, Yulaf  825 TL / ton, Soya Fasulyesi 1.350 TL / ton, 

ÇİĞ SÜTTE VAHŞİ PİYASA DÜZENİ… | Ali Ekber YILDIRIM

ÇİĞ SÜTTE VAHŞİ PİYASA DÜZENİ…

 

Şu günlerde her gün yeni bir anket yayınlanıyor. Araştırma kuruluşları 11 Haziran’da yapılacak seçimin sonucunu tahmin etmeye çalışıyor. Bunun için farklı yöntemler uygulanıyor. Seçim sonuçları açıklandığında kimin yanıldığı kimin gerçeği yakaladığı ortaya çıkacak.

Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği (TÜSEDAD)’nin internet sayfasında da dikkat çekici bir anket var. Bu seçim anketi değil. Hayvancılık sektörünü yakından ilgilendiren ve sonuçları bakımından çok önemli bir konuda, süt fiyatının düşüşü ile ilgili bir anket.

Anketin basit bir tek sorusu var: “Süt fiyatlarının düşmesindeki sebep sizce ne olabilir?”

a-Süt tozu desteği

b-Sütte arz fazlası

c- Çiğ sütte piyasa düzeni eksikliği

Bu yazıyı yazdığımız 4 Mayıs’a kadar 571 kişi ankete yanıt vermişti. Ankete katılanların yüzde 61’i sütteki fiyat düşüşünün çiğ sütte piyasa düzeni eksikliğinden kaynaklandığına inanıyor. Yaklaşık yüzde 34’ü Tarım ve Köyişleri Bakanlığının uyguladığı süt tozu desteğinin süt fiyatını düşürdüğünü söylüyor. Yaklaşık yüzde 6’sı ise arz fazlası nedeniyle süt fiyatının düştüğünü ifade ediyor.

Bu basit anket bile çiğ süt piyasasında ciddi bir sorun olduğunu gösteriyor. Daha önce defalarca yazdığımız gibi, Türkiye’de çiğ süt fiyatı telefonla belirleniyor. Evet yanlış okumadınız, çiğ süt fiyatı telefonla belirleniyor.

Bir tarafta ülke geneline yayılmış binlerce çiğ süt üreticisi var. Diğer tarafta çiğ sütü alan az sayıdaki sanayici ve yerel mandıralar var.

Süt sanayicileri ile üreticinin temsilcisi konumundaki Köy-Koop arasında 3 aylık dönemler itibariyle ihale yapılıyor. Bu ihalede çiğ süt alım fiyatı belirleniyor. Bu fiyat esas alınarak ülkedeki çiğ süt fiyatı oluşuyor. Fakat 3 aylık süre dolmadan ihale bozuluyor. Alıcılar tarafından süt fiyatı düşürülüyor. Gerekçe ise hep aynı, “arz fazlası var, sütü, yoğurdu ayranı,peyniri satamıyoruz.”

Sanayici çiğ süt aldığı üreticiyi veya kooperatifi telefonla arayarak “süt fiyatını düşürdüm” diyor. Üreticinin yapacağı hiçbir şey yok. İneği sağmak ve düşük fiyatla da olsa sütü satmak zorunda. Başka alternatifi yok.

Sanayici kimi zaman fiyat düşüşünü geriye dönük uygular. Satışı yapılmış ancak parası alınmamış sütün de fiyatını düşürerek üreticiye eksik ödeme yapıyor. Bunu anlattığımız zaman sektör dışında olanlar; “olur mu öyle şey, burası dağ başı mı, mahkemeye gitsinler.” Gerçektende oluyor böyle şeyler ve hiç kimse mahkemeye gitmiyor.

Kimi zaman sanayiciler kendi aralarında anlaşarak üreticinin sütünü bırakıyor, almıyor. Sütü alan yeni alıcı kalite prim desteğini kesiyor. Farklı şartlar dayatıyor. Üreticinin itiraz etme hakkı olmadığı gibi, alınmayan sütü değerlendirme şansı da yok. Bu nedenle üretici süt sanayicisine muhtaç. Devlet müdahalesi de olmayınca zaten girdilere para yetiştiremeyen, hak ettiği destekleri zamanında alamayan çiğ süt üreticileri üretim yapamaz duruma geliyor. Hayvanını istemeyerekte olsa satmak zorunda kalıyor veya kesiyor. 2008’de böyle oldu ve bugün devam eden et krizi bu sürecin sonucunda yaşandı.

Çiğ sütte deyim yerindeyse vahşi bir piyasa düzeni uygulanıyor. Az sayıdaki sanayici istediği gibi piyasayı yönlendiriyor. Rekabet Kurumu da bütün bu gelişmeleri sessiz sedasız izliyor. Oysa anlaşarak fiyat belirleme var. Anlaşarak süt bırakma var. Anlaşarak kalite primini düşürmek var. Anlaşarak üreticiden geriye dönük fiyat düşürme var. Rekabetin tüm ilkeleri ihlal ediliyor. Üretici korumasız. Milyonlarca dolarlık yatırım yapanlar bile sanayiciye muhtaç. Sanayici fiyatı nasıl belirlerse ona uymak zorunda kalıyor.

Geçmişte, Süt Endüstrisi Kurumu(SEK)vardı. Üreticinin sigortası gibi çalışırdı. Piyasayı düzenler, fiyatın düşürülmesini önler. Üreticinin üretime devam etmesinin teminatıydı. Bu kurum özelleştirildi ve yerine piyasayı düzenleyici bir kurum konulmadı. 2010 yılında Başbakan Recep Tayip Erdoğan, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, sütte müdahale kuruluşu kurulacağını söylemesine rağmen somut bir adım atılmadı. Bu görev Ulusal Süt Konseyi’ne verildi. Fakat, Konsey’in yapısı, mali yapısı bunu yapacak güce sahip değil.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, ithal edilen süt tozunun iç piyasada üretilmesi için sanayiciye ton başına 2 bin 450 lira destek vererek sorunu çözmeye çalıştı. Fakat sorunu çözmek bir yana daha da derinleşti. Çünkü çiğ süt fiyatını düşürenler ile devletten süt tozu desteği alarak süt tozu üretenler aynı firmalar.

Süt tozu ithalatı yerine iç piyasadan sütün toplanarak toza dönüştürülmesi ne kadar doğru bir kararsa, bu görevi sanayicilere vermek o kadar yanlış bir karar. Elinde devlet destekli süt tozu olan sanayici piyasadan niye süt alsın ki? Elindeki süt tozu silahını kullanarak istediği zaman ve istediği fiyata süt alır.

Burada şaşırtıcı olan süt tozu desteğinin  üreticiye veriliyor gibi sunulması. Üreticinin sütünü almak için süt tozu desteği veriliyor gibi görünse de bundan üretici zarar görüyor. Nitekim TÜSEDAD’ ın anketine yanıt verenlerin yüzde 34’ü süt fiyatındaki düşüşün nedenini süt tozu desteği olduğunu söylüyor. Süt tozu desteğini sanayici alıyor bununla yetinmeyerek çiğ süt fiyatını düşürerek üreticiye yapılan süt primini de fazlasıyla üreticiden alıyor. Devlet üreticiyi desteklediğini zannederek dolaylı olarak sanayicileri destekliyor.

Çözüm, geçmişte olduğu gibi Süt endüstrisi Kurumu benzeri bir müdahale kuruluşunun kurulması ve süt tozu üretiminin, dağıtımının bu kurum aracılığı ile yapılmasıdır. Vahşi piyasa düzeninin ortadan kaldırılması için bu şart. Kaldı ki, Türkiye’nin müzakere sürecini yürüttüğü Avrupa Birliği’nde de piyasa düzenini sağlayan böyle bir kurumsal yapı var. Eğer böyle bir kurumsal yapı oluşturulamazsa sıfır faizli kredi ile kurulan çok sayıdaki işletmenin de üretime dahil olması ile bugünden çok daha fazla süt üretimi olacağı için sorun daha da büyüyecek ve çözüm bulmak daha zor olacaktır.

Özetle, çiğ sütte vahşi piyasa düzeninin sona ermesi için, Süt Endüstrisi Kurumu benzeri kamu niteliğinde bir piyasa düzenleyici kuruşun hemen kurulması gerekiyor.

 

 

Copyright © 2014 TUSEDAD Tum Hakları Saklıdır.