22/06/2017 tarihi itibariyle;  Buğday Yemlik 916 TL / ton, Arpa 875 TL / ton, Mısır 885 TL / ton, Buğday Kepeği 577 TL / ton, Yulaf  825 TL / ton, Soya Fasulyesi 1.350 TL / ton, 

ÇİĞ SÜTTE KABUS GERİ DÖND܅ | Ali Ekber YILDIRIM

ÇİĞ SÜTTE KABUS GERİ DÖNDÜ… 

Çiğ sütte yine kriz var. Deyim yerindeyse kabus geri döndü. Üç yıl önce, 2008’de yaşanan,canlı hayvan ve et ithalatı ile sonuçlanan krizin kopyası bir kriz yaşanıyor. Yine önceden bilinen, ama hiç bir önlem alınmayan bir kriz bu.

Aylardır Dünya Gazetesi’nde yazdığımız ve TÜSEDAD’ ın www.tusedad.org  web sayfasında da yayınlanan yazılarımızda uyardık.

Çiğ sütte 2008’de yaşanan büyük krizin yeniden yaşanacağını, önlem alınmazsa ülkeye faturasının çok ağır olacağını ısrarla dile getirdik.

Elinizdeki TÜSEDAD dergisinin  geçen sayısının manşetini hatırlıyor musunuz?

Biz hatırlatalım:

“Çiğ sütte kriz kapıda!”

Ülkenin her yerinde üreticiler ellerinden geldiğince çiğ sütte yeni bir krizin geleceğini anlatmaya çalıştı. Duyan olmadı.

Bu kadar uyarıya rağmen hiç bir önlem alınmadı. Hükümet, önlem almak bir yana bu krizin sorumlularını süt tozu desteği ile ödüllendiriyor.

Kaliteli süt istenmiyor mu?

Tıpkı 2008’de olduğu gibi süt sanayicileri arz fazlası süt olduğunu gerekçe göstererek önce çiğ süt alım miktarını düşürdü. Üreticilerin deyimi ile süt bıraktılar. Bırakılan süt diğer sanayiciler tarafından düşük fiyatla alınmaya başlandı.

Bununla yetinmeyerek yağ, protein vb. kalite kriterlerine göre ödenen prim miktarlarında kesintiye gittiler. Dolaylı olarak çiğ süt fiyatını düşürdüler. Yıllarca “kaliteli süt bulamıyoruz “diyen sanayiciler, kalite primini keserek kaliteye verdikleri önemi gösterdiler.

Sanayiciler ayrıca kooperatiflerden aldıkları süt miktarlarında da kısıtlamaya gitti.

Şubat ayı ortasına gelindiğinde süt sanayicileri, Mart ayı sonunda süresi tamamlanacak ihaleyi beklemeden bir kez daha ihaleyi bozdu. Çiğ süt fiyatını 73.5 kuruştan Şubat ayı için 65 kuruşa, Mart ayı için 60 kuruşa düşürdüler.

Üstelik satılan sütün bile fiyatı düşürüldü.  Sanayiciler aldıkları fiyat düşürme kararını 1 Şubat 2011’den itibaren uygulamaya koyarak, satışı gerçekleşmiş, faturası kesilmiş çiğ sütün de fiyatını da düşürdü. Böyle bir uygulama hiç bir üründe, hiçbir ülkede olduğunu sanmıyoruz. Bu üreticinin kazanılmış hakkının, elindeki parasının gasp edilmesidir. Düşünebiliyor musunuz sütünüzü satmışsınız, paranızı bekliyorsunuz, sütünüzü alan sanayici paranızı öderken bir kısmını keserek ödüyor. Parayı ödemişse, gelecek fatura döneminde kesinti yapacağın bildiriyor. Kölelik düzeninde bile böyle uygulamaya zor rastlanır.

Kusura bakmayın ama şairin dediği gibi “kabahatin çoğu da senin be kardeşim.”

Bu uygulamayı bir tek üretici yargıya taşıyamıyor. Taşısa alacağını söke söke alacak. Konu Rekabet Kurulu’na götürülse  firmalar çok büyük cezalar alabilir. Yapılması gereken çok basit, süt sanayicilerinin üreticilere gönderdiği fiyatı düşürmeye ilişkin yazılar veya fiyat düşüşünün yansıtıldığı faturaların ibraz edilmesidir. Fakat, üretici “bu yola başvurursam, sütümü kimse almaz” endişesi ile yasal hakkını bile arayamıyor. Oluşan piyasa yapısı ne yazık ki üreticinin elini kolunu bağlıyor.

Fiyat düşüşü tüketiciye yansımıyor

Üreticiden ucuza alınan çiğ süt işlendikten sonra tüketiciye indirimli fiyatı ile ulaşıyor mu?

Ne yazık ki ulaşmıyor. Üreticiden ne kadar ucuza alınırsa alınsın ülkede kutu sütün fiyatı düşmüyor.

Süt sanayicileri hem üreticiyi hem de tüketiciyi deyim yerindeyse kazıklıyor. Üreticiden olabildiğince uzuca aldığı çiğ sütü tüketiciye olabildiğince pahalıyla satıyor.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bu durum karşısında ne yapıyor?

Bakanlık üreticinin de tüketicinin de hakkını koruyamıyor. Belki de korumak istemiyor. Üreticinin ve tüketicinin mağduriyetini gidermek bir yana, çiğ süt fiyatını düşüren sanayicilerin bir bölümünü süt tozu desteği ile ödüllendiriyor.

Dikkat ederseniz Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker’in hayvancılık desteklerini açıkladığı basın toplantısından bir iki gün önce çiğ süt fiyatını düşürme operasyonu başlatıldı.

Sanayicilerin bu desteklerin açıklanacağından haberi vardı. Ayrıca 7  Şubat tarihli Dünya Gazetesi’nde biz bu destekleri açıkladık. 2011 yılında hayvancılık desteklerinde ciddi hiçbir artış yok. Hayvan başı ödemede manda hariç hiç bir destekte artış yok.Yem bitkilerinde 8 kalemden sadece 3’ünde 3-5 kuruşluk artış var, diğerlerinde artış yok. Çiğ süt  primi litre başına  4 kuruştan 6 kuruşa çıkarıldı. 

Üreticiye 6 kuruş, sanayiciye 24.5 kuruş prim

Devlet üreticinin süt primini litrede 2 kuruş artırdı. Bu destek üreticinin cebine girmeden, sanayici süt fiyatını 73.5 kuruştan önce 60 kuruşa düşürdü. Yani üretici 2 kuruş prim almadan cebinden 13.5 kuruş alındı.

Bakanlık, bunu yapan sanayiciyi bir de süt tozu desteği ile ödüllendirdi.

1 Şubat 2011 tarihi itibariyle yürürlüğe giren uygulama ile süt tozu üreten sanayicilere devlet ton başına 2 bin 450 lira destek veriyor. Üreticiye litre başına 6 kuruş destekleme verilirken, sanayiciye süt tozu için çiğ sütün litresine 24.5 kuruş destek veriliyor.

Bakanlık, çiğ süt fiyatını düşürenlere, süt tozu üretmeleri için destek veriyor. Bu destek ihracatçılara veriliyor gibi kurgulandı. Fakat, süt tozu üretenlerle, süt tozunu kullananlar büyük ölçüde aynı şirketler. Bu şirketler hem iç piyasaya süt ve süt ürünleri satıyor, hem de devlet destekli ucuz süt tozundan yararlanarak gıda ürünleri üretiyor. Ürettikleri gıda ürünlerini de hem iç pazara sunuyorlar hem de ihraç ediyorlar.

Devlet desteği ile üretilen süt tozunun ihraç edilecek ürünlerde kullanılması gerekiyor. Diğer bir anlatımla bu süt tozunun dolaylı olarak ihraç edilmesi gerekiyor. Fakat, süt tozunu üreten, mamulleri ihraç eden ve aynı zamanda iç piyasaya da ürün satan aynı sanayiciler olunca, o süt tozunun tonu 4 bin liradan iç piyasaya da giriyor. İç piyasaya 4 bin liradan süt tozunun satılması demek çiğ sütün fiyatının 50 kuruşa düşmesi demek. Bu kez süt tozu üretmeyen ama piyasadan süt alan sanayiciler ve mandıracılarda haksız rekabetle karşı kaşıya kalıyorlar. 

Ucuz ithalat dönemi bitti

Hatırlarsanız 2008’de de aynı oyun sahneye konuldu. Çiğ sütün litre fiyatı 80 kuruştan 35 kuruşa kadar düşürüldü. Süt hayvanları kesime gitti. Ülkenin hayvan varlığı azaldı. Türkiye, kasaplık hayvan, besi hayvanı, kurbanlık koyun ve nihayetinde karkas et ithalatına başladı. Hayvancılık çöktü, tamamen dışa bağımlı bir sektör oldu. Ülkenin milyonlarca doları ithalata gitti ve gitmeye de devam ediyor.

Çiğ süt fiyatının tekrar düşürülmesi sektöre belki de öldürücü son darbeyi vuracak. Bugün ucuza çiğ süt alan sanayiciler yarın süt ithal etmek zorunda kalacaklar. Henüz kimse bunun hesabını yapmıyor. Fakat, 2008’dekinden daha büyük bir kriz olacağı kesin. Bu kez krizin  bedeli çok daha ağır olacak.

Dünya Bankası, Dünya Gıda Örgütü bangır bangır bağırıyor. İthalatçı ülkelerin ödeyeceği faturanın çok kabaracağını söylüyor. Biz yazınca ve söyleyince dinleyen olmuyor. Fakat Dünya Bankası’nı dinlerler diye umut ediyoruz.

Sektörde bu kadar sıkıntılı bir dönem yaşanırken sıfır faizli kredi ile yeni yatırımlar destekleniyor. Hayvancılığı hiç bilmeyenler milyonlarca liralık yatırım yapıyor. Süt tüketimi artırılamazsa ve bugünkü vahşi piyasa koşulları devam ederse yeni yatırım yapanların da sonu hüsran olacaktır.

Özetle, hayvancılıkta çiğ süt fiyatının düşmesi ile 2008’de başlayan kriz büyük bir ithalat furyası ile sonuçlandı. Bu kez ithalatta çözüm olmayacak, sektör tam bir çöküş yaşayacak. Üretici, tüketici ülkede yaşayan herkes payına düşeni alacak. Ülkedeki hayvancılık potansiyelini düşünerek her şeye rağmen iyimser olmak itiyoruz, fakat bu krizde iyimser olmakta işe yaramayacak..


 

 

 

 

Copyright © 2014 TUSEDAD Tum Hakları Saklıdır.