22/06/2017 tarihi itibariyle;  Buğday Yemlik 916 TL / ton, Arpa 875 TL / ton, Mısır 885 TL / ton, Buğday Kepeği 577 TL / ton, Yulaf  825 TL / ton, Soya Fasulyesi 1.350 TL / ton, 

HAYVANCILIKTA SINIRSIZ İTHALAT DÖNEMİ… | Ali Ekber YILDIRIM

HAYVANCILIKTA SINIRSIZ İTHALAT DÖNEMİ… 

Hayvancılık politikasının geldiği son nokta sınırsız ithalat. Kuzudan koyuna,besiden kasaplık hayvana, damızlıktan kurbanlıklara, karkas etten süt tozuna kadar ne varsa hepsi ithal ediliyor.

Türkiye geçmişte de canlı hayvan ve et ithalatı yaptı. Fakat ithalatın da bir sınırı var. İthalatın kuralları var. Hükümet sınırları da, kuralları da büyük ölçüde kaldırdı. Hayvancılıkta sınırsız ithalat dönemi başladı.

Gelinen nokta hayvancılık politikasının resmen iflas ettiği noktadır. Hükümetin her fırsatta en çok destek vermekle övündüğü hayvancılık sektörü her yönüyle dışa bağımlı hale geldi.

Hükümet ve özellikle Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker ve bakanlık bürokratlarının  sık sık övünerek söylediği gibi, 2002 yılında 80 milyon lira olan hayvancılık destekleri 2010’a gelindiğinde 1.2 milyar lira seviyesine ulaştı.

Desteklerde müthiş bir artış var.  Fakat, 80 milyon lira destek verildiği dönemde ithalat yok. Bugün her şey ithal ediliyor. Destek, her şey ithal edilsin, dışa bağımlılık artsın diye mi  verildi?

Tarımsal destekler, üretimi planlamak, ülkenin ihtiyacı olan gıda ürünlerini öncelikle yurt içinde üretilmesini ve tüketiciye uygun şartlarda ulaşmasını sağlamak, ihraç edilecekse rekabet gücünü artırmak, dışarıya karşı yerli üretimi korumak amacıyla verilir. Avrupa Birliği’nin Ortak Tarım Politikası çerçevesinde 50 yılı aşkın bir süredir verdiği destekler hep bu doğrultuda verildi.

Hayvancılık destekleri miktar olarak 80 milyon liradan 1.2 milyar liraya ulaşmış ve sektör tamamen dışa bağımlı hale gelmişse, uygulanan destek politikasında ciddi bir yanlışlık olduğunu gösteriyor. Bu yanlış tespit edilip çözülemezse korkarım yarın ülkede hayvancılık diye bir sektör kalmaz.  O zaman ithalat bu kadar ucuz olmaz.

Mayıs ayında canlı hayvan ithalatı ve daha sonra et ithalatı başladığında fiyatlar daha düşüktü. Macaristan, “Türkler geldi bizde de fiyatlar arttı diyerek tepki gösterdiler. Uruguay, sınırsız ihracat olamayacağını belirterek Türkiye’nin bu ülkeden ithalat yapmasını sınırladı. Karkas etin kilosu 2- 2.5 Avro’dan ithal edilirken, talep artınca fiyat yükseldi. Bugün etin kilosu 4 - 4.5 Avro’dan satın alınıyor. Türkiye’de yerli üretim biterse fiyatlar çok daha fazla yükselir ve ithalat ucuz olmaktan çıkar.

Bu satırları yazdığımız 25 Aralık itibariyle Et ve Balık Kurumu’nun stokunda 6 bin ton et ve kesilmek üzere 35 bin baş kasaplık sığır var. Bakanlar Kurulu, Et ve Balık Kurumu’na sıfır gümrükle ithalat izni verdiği 100 bin tonluk damızlık olmayan canlı sığır ve sığır eti tarife kontenjanının süresini bir yıl uzattı. Et ve Balık Kurumu 2011’de de ithalat politikasını sürdürecek.

Ayrıca, karkas et, kasaplık canlı sığır, besilik canlı sığır, koyun, kuzu ithalatında uygulanan düşük gümrük vergisi uygulaması süresiz uzatıldı.

Canlı hayvan ithalatında yüzde 135, karkas et ithalatında yüzde 225 olan gümrük vergisi oranları Et ve Balık Kurumu’nun yaptığı ihalelerle yapılan ithalatta sıfır, özel sektör ithalatında türlerine göre sıfır ile yüzde 30 oranında uygulanıyor. Başka bir deyimle kapılar ithalata süresiz ve sınırsız açılmış oldu.

Hayvancılık ile ilgili dış ticaret politikasında bu önemli kararlar alınırken bir yandan da devlet Ziraat Bankası aracılığı ile sıfır faizli kredi dağıtıyor. Hazine destekli sıfır faizli krediden yararlananların sayısı 40 bin kişiye yaklaştı. Kullandırılan kredi miktarı ise 3 milyar liraya yaklaştı.

Sıfır faizli krediyi alan piyasaya çıkıp hayvan almak istiyor. Bu yüksek talep hayvan fiyatını artırdı. Damızlık inek fiyatı 6-7 bin liraya, damızlık koyunun fiyatı bin lirayı buldu.

Hükümet et fiyatını düşürmeye çalışırken, sıfır faizli kredide zamanlama hatası yaparak, hayvana olan talebi artırdı ve fiyat yükseldi. Bu nedenle et fiyatı düşürülemedi.

Fiyat artışına rağmen içeride hayvan bulamayanlar ise dışarıdan ithal ediyor. Verilen sıfır faizli kredinin önemli bir bölümü ithalata gidiyor.

Hayvancılık sektörünün yeni aktörlerin önemli bir bölümü daha önce bu işi yapmadıkları için ithal ettikleri hayvanların süt verimliliği, karkas ağırlığı konusunda ciddi sorunlar yaşayabiliyorlar. Daha birkaç ay geçmesine rağmen bazıları bu işi yapamayacağını anlayarak sektörden çekilmeye başladı. Bir iki yılda sektörde ciddi bir yaprak dökümü bekleniyor.

Burada bir başka önemli tehlike ise, verilen sıfır faizli kredi ile süt üretiminde beklenen artış olacaktır. Bu kadar yeni işletme kuruluyor. Çiğ süt üretiminin bir iki yılda 2 milyon tonluk artışla 14-15 milyon tona ulaşması bekleniyor. Bu sütün nasıl değerlendirileceğine yönelik hiçbir çalışma yok. Mevcut çiğ sütün tüketiminde bile sorun yaşanıyor. Hatta bugün yaşanan et krizinin temelinde 2008’de yaşanan süt krizi var.

Süt tüketiminin artırılmasına yönelik önlemler alınmıyor. Okul sütü projesi yıllardır konuşuluyor. 2010’da da yaşama geçirilemedi. Üretim fazlası çiğ sütün süt tozuna dönüştürülmesi projesi de istenen sonucu vermedi. Bu şartlarda çiğ süt üretiminin artması sütte ve dolayısıyla ette yeni krizler doğurabilir. Çünkü, tüketim artmadığına göre, üretim artışı sonucu çiğ sütün fiyatı düşecek. Sütten para kazanamayan üretici süt hayvanını kesime götürecek. Bugün yaşanan krizden çok daha büyük bir kriz yaşanacak.

İthalat ve sıfır faizli kredi politikasının besiciliğe de çok büyük bir darbe vuracağı çok açık. Yerli üretici karkas etin kilosunu 14-15 liradan satarken dışarıdan 9-10 liradan karkas et getirilmesi yerli üreticiye “sen bu işi yapma” demektir. Nitekim, dışarıdan besilik hayvan ithal edenler bile ithalat yaptıklarına pişman oldular. Yerli besicilerin bu ucuz ithalat karşısında yaşama şansı yok.

Hayvancılık sektörünün beklentisi ve isteği, eğer gerçekten ithalata ihtiyaç varsa besilik sığır ve damızlık hayvan ithalatının yerli üretimi zorlamayacak, yok etmeyecek gümrük vergisi oranları ile sürdürülmesi, kasaplık hayvan ve karkas et ithalatının ise durdurulmasıydı. Hükümet yerli üreticiyi koruyacak bu öneriyi kabul etmedi. Hayvancılık sektörünü tamamen dışa bağımlı hale getirecek, yerli üretimi bitirecek, besi işletmelerini iflasa sürükleyecek düşük gümrük vergisi ile sınırsız ithalatı tercih etti.

Özetle, hayvancılıkta sınırsız ithalat döneminin faturası hem üretici hem de tüketici için çok ağır olacak.

 

 

 

Copyright © 2014 TUSEDAD Tum Hakları Saklıdır.