22/06/2017 tarihi itibariyle;  Buğday Yemlik 916 TL / ton, Arpa 875 TL / ton, Mısır 885 TL / ton, Buğday Kepeği 577 TL / ton, Yulaf  825 TL / ton, Soya Fasulyesi 1.350 TL / ton, 

Hayvancılığa Küresel Bakış... | Ali Ekber YILDIRIM

Hayvancılığa Küresel Bakış...

Hayvancılık sektörüne genellikle ülkemiz açısından bakıyoruz. Üretim maliyetleri, girdi fiyatlarının yüksek olması,ithalat,destekler,süt ve et fiyatı gibi güncel gelişmeleri tartışırken dünyada hayvancılık sektöründe neler oluyor?

Dünyada yaşanan gelişmeler,eğilimler bizi nasıl etkiliyor veya sektörün geleceğini nasıl yönlendirecek? Bu sorulara yanıt bulmak için konuya daha büyük bir çerçeveden bakmakta yarar var.

Bu kapsamda Heinrich Böll Stiftung Derneği tarafından hazırlanan Et Atlası bir rehber niteliğinde. Global ölçekte hayvancılık sektörüne ilişkin değerlendirmelerin yanı sıra et sektörünün geleceğine ilişkin önemli ipuçları veriyor.Et Atlası'ndan derlediğimiz bilgilere göre hayvancılık ve et sektörüne ilişkin detaylar şöyle:

Hayvancılık 1.3 milyon insanın geçim kaynağı:Dünya çapında, birçoğu gelişmekte olan ülkelerde olmak üzere 1.3 milyar insan geçimini hayvancılıktan sağlıyor. Bunların çoğunluğu hayvanlarını köylerinin çevresindeki arazilerde otlatıyor, bazıları sürüleriyle oradan oraya göç ediyor, bazılarıysa evlerinde birkaç tavuk, sığır ya da domuz besliyor. Gelişmiş ya da hızlı büyüyen ülkelerde hayvancılıkla uğraşan insanların sayısı azalıyor. Hayvancılık sektörü sanayileşiyor ve et üreten firmalar giderek büyüyor.

Çiftçi sayısı azalıyor,hayvan sayısı artıyor:Gelişmiş dünyada çiftçi sayısı sürekli azalırken beslenen hayvan sayısı sürekli artıyor. Yerel pazarlar yerine uzaktaki süpermarketlere üretim yapılıyor. Bu değişimin bir benzeri, şimdi gelişmekte olan ülkelerdeki hayvancılıkta görülüyor.

Et talebi artıyor:Dünya genelinde ete olan talep sürekli artış gösteriyor. Fakat bu artış, farklı ülkelerde farklı oranlarda. 20. yüzyılın en büyük et üreticileri olan Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri’nde tüketim çok yavaş artıyor,  hatta neredeyse yerinde sayıyor. Öte yandan, Asya ve diğer bölgelerdeki gelişen ekonomilerde, et sektörünün 2022’ye kadar  yüzde 80 oranında büyümesi bekleniyor. En büyük talep, devasa yeni orta sınıflarıyla Hindistan ve Çin’den gelecek.

Şirket evlilikleri artacak: Et sektöründe kâr marjları düşük olduğu için, bütün şirketler ölçek ekonomisine yöneliyor. Yani daha büyük verimlilikle, daha düşük maliyetlerle, daha çok üretmek için çabalıyorlar. Bu sebeple, sektördeki konsantrasyon iki açıdan artıyor. Şirket evlilikleri ve alımlar daha büyük şirketleri yaratıyor. Hem başka ülkelere hem de başka hayvan türlerine doğru bir genişleme yaşanıyor. Et üretimi de yoğunlaşıyor. Daha fazla sayıda hayvan aynı çatı altında besleniyor.

Genetik taban daralıyor:Hayvancılığın genetik tabanı her geçen gün daralıyor. Tüm dünya belli bir amaç için üretilmiş az sayıdaki ırka güveniyor. 130 ülkede yetiştirilen siyah-beyaz Holstein-Fresian süt ineği gibi ırklar buna örnek. Tavuk, keçi, domuz ve koyun üretimi de yüksek verimli birkaç ırk üzerinden ilerliyor.

Kadınlar sektörü ayakta tutuyor: İnsanoğlu 30 farklı canlı türünü çiftlik hayvanı olarak evcilleştirdi ve bunu yaparken de inanılmaz bir ırk çeşitliliği yaratmış oldu. Şu ana kadar Birleşmiş Milletler  Gıda ve Tarım Örgütü’nün belgelediği yaklaşık 8 bin farklı ırk var. Bunların büyük kısmı, çoğu kadın olan küçük besiciler tarafından yetiştiriliyor. Besici kadınlar, hem dünyanın etini üretiyor hem de canlı hayvan çeşitliliğini korumuş oluyor. Pek çok fakir hanede hayvanlar; özellikle tavuk, koyun ve keçi, o hanenin geçiminin önemli kaynaklarından biri. Bu iş için yerli ve çok amaçlı kullanılabilen ırklar seçiliyor çünkü onlar yerel koşullara ve çetin iklim koşullarına uyum sağlamış oluyorlar. Ağır endüstriyel hayvancılıkta ise toplam sekiz tür hayvan kullanılıyor; sığır, domuz, koyun, keçi, tavuk, hindi, ördek ve tavşan.

Antibiyotik tehdidi:Dünya Sağlık Örgütü, hayvancılık sektöründe pervasızca antibiyotik kullanımına devam edersek bir antibiyotik sonrası çağa gireceğimiz ve günümüzde tedavisi çok kolay olan pek çok sağlık sorununun tekrar ölümcül hale geleceği konusunda uyarıyor. Antibiyotikler, hayvanların fabrika koşullarında ve oradan kesimhaneye gidene kadar hayatta kalmalarını garanti altına almak için kullanılıyor. Pek çoğu ise büyümeyi hızlandırmak amacıyla hayvanlara veriliyor. Antibiyotik verilen domuzun pazarda satılabilir ağırlığa gelmesi için domuz yüzde 10-15 daha az yeme ihtiyaç duyuyor.

Hayvancılık su kaynaklarını tüketiyor: Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF) tarafından yapılan bir çalışmaya göre sadece bir kilogram sığır eti üretmek için 6.5 kilogram tahıl, 36 kilogram kaba yem ve 15 bin 500 litre suya ihtiyaç var. Endüstriyel yöntemlerle yetiştirilen bir sığır, açık havada otlayan bir sığıra göre çok daha fazla su tüketiyor. Ve dünya çapında giderek daha fazla sayıda hayvan, dışarıda otlatılmak yerine iç mekanlarda besleniyor.

Yükselen değeri tavukçuluk:Endüstriyel tavukçuluk artık büyük ölçüde globalleşmiş olan hayvancılık  endüstrisinin en hızlı büyüyen ve en hızlı değişen sektörünü oluşturuyor. 2010 itibariyle kümes hayvanlarındaki küresel üretim 124 milyona çıktı.

Ette tüketim eğilimi:Gelişmekte olan ülkelerdeki pek çok insan için et yemek bir lüks. Bir kilogram et, yerel pazarda 3 ila 7 euroya mal olabiliyor, bu da birkaç günlük yevmiyeye denk geliyor. Buna karşılık et tüketimi kentli orta sınıf arasında artıyor. Çünkü daha iyi durumda olanlar için et yemek bir statü sembolü.  Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki uçurum et tüketiminde de kendini gösteriyor. Gelişmiş ülkelerde insanlar protein ihtiyaçlarının yüzde 56’sını hayvansal ürünlerden karşılarken, gelişmekte olan ülkelerde bu oran yüzde 18 seviyesinde.

Organik üretim güvenli, fakat yetersiz:Organik üretim, tüketicilerin şüphelerini dikkate alan bir alternatif olabilir. Organik olarak üretilen hayvanlar genetiği değiştirilmiş soya yemiyle beslenmiyor ve yemlerin büyük bir kısmı çiftliğin kendi arazisinde üretiliyor. Antibiyotik kullanımı ya tamamıyla yasak ya da son derece sınırlı. Buna rağmen sanayileşmiş ülkelerde satılan etin yüzde 2’sinden azı organik.

Etiket fiyatı maliyeti yansıtmıyor:Bir paket et üzerindeki fiyat etiketi, o eti üretirken ortaya çıkan gerçek maliyeti yansıtmıyor. İşin çevreye ve vergi mükelleflerine maliyeti çok daha fazla. Eğer bu maliyetler fiyata eklenirse hayvancılık net olarak zarar eder.

Türkiye'de hayvancılığı ithalat şekillendirecek:Kırmızı et üretiminin kısa sürede ve kolaylıkla artmayacak gibi görünmesi Amerika kıtasındaki işletme ve ihracatçıları Türkiye’ye hayvan veya et satmaya istekli kılıyor. Hatta buralardan getirilen hayvanların son dönem besisinin Türkiye’de yapılması ve burada kesilerek, ülke içine satılması ve/veya ihraç edilmesi de tartışılan hususlar arasında. Bu düşünce, Türkiye’nin hem dönem dönem büyük çaplı ithalat yapma olasılığına hem de sığır eti üreticisi ülkelerin birçoğunda tavuk ve domuz etine talebin artmasıyla, sığır eti talebinin düşeceği yolundaki beklentiye dayandırılıyor. Bu beklentinin gerçekleşmesi halinde sadece ithalat süreklilik kazanmayacak, aynı zamanda Türkiye çevreye zarar verecek bir üretimin yaygın olarak yapıldığı bir alan haline de gelmiş olacak. Üstelik bu üretim, büyük ölçüde başka coğrafyalarda üretilmiş hayvanlar ve yemler kullanılarak gerçekleştirilecek.

Özetle, sadece kısa bir bölümünü özetleyerek paylaştığımız "Et Atlası" çok daha detaylı ve yararlı bilgileri içeriyor. Sektördeki herkesin okumasında yarar var. Et Atlası'nı Heinrich Böll Stiftung Derneği İstanbul Ofisi'nden edinebilirsiniz.Türkiye'de güncel gelişmeleri tartışırken dünyadaki gelişmeleri de yakından izlemekte yarar var.

 

Copyright © 2014 TUSEDAD Tum Hakları Saklıdır.