22/06/2017 tarihi itibariyle;  Buğday Yemlik 916 TL / ton, Arpa 875 TL / ton, Mısır 885 TL / ton, Buğday Kepeği 577 TL / ton, Yulaf  825 TL / ton, Soya Fasulyesi 1.350 TL / ton, 

ÇİĞ SÜT ÜRETMEK | Nejat DEVECİ

ÇİĞ SÜT ÜRETMEK

Biz çiğ süt üreticilerinin çilesi bitecek gibi gözükmüyor. Dövizin yükselmesiyle artan maliyetleri karşılamak tüm üreticiler için oldukça zor gözüküyor. Bir taraftan banka kredileri, bir taraftan döviz kurunun baskısı, çiğ süt üretiminin devamlılığını zora sokmaya başladı. Üreticiler bu durumda ilk önce yemi vadeli almaya başlıyor vadeler uzadıkça kaçınılmaz son yaklaşıyor. Bir süre sonra ineklerini kesmeyi tercih ediyor. Üretici iflas ediyor devlet baba devreye giriyor faizsiz krediler, üretim desteklemeleri, yatırım desteklemeleri, damızlık düve ithalatı diyerek hayvancılık tekrar hayata geçirilmeye çalışıyor son otuz yılın kısır döngüsü böyle devam ediyor. Gelen hiçbir iktidar bu kısır döngüyü kıracak bir politika ortaya koyamadı. Hiçbir zaman üretici kendi ürettiği çiğ sütün fiyatını kendi belirleyemediği gibi ürettiği çiğ sütü üretim maliyetlerinin altına zararına vermeye mahkum bırakıldı. Sonuçta boşa giden emek, zaman ve milli sermaye oluyor. Seçimlerden sonra “besi materyali yok, ithal besi hayvanı getirelim” diye hep beraber bağırmaya başlarız. Bunun nedenini kimse sorgulamaz, hiçbir yetkili düşünmez neden ithalata bağımlı kalıyoruz diye?

Üreticinin tutunacak bir dalı da kalmadı. Çobansız sürü gibi ordan oraya savruluyoruz. Borçları ödeyemeyince bazılarımızı kurtlar kapıyor.

Büyük umutlarla kurulan Ulusal Süt Konseyi çiğ süt üreticisi için umut olmaktan çıktı, trajediye dönüştü. Katıldığımız çiğ süt taban fiyatı belirleme toplantıları trajikomik tiyatro sahnelerini andırıyor.

 Artan döviz kurlarından dolayı yem sanayicisi arzu ettiği kadar yeme zam yapabiliyor. Süt sanayicisi de döviz kurlarının ambalaj ve enerji giderlerini arttırdığını savunarak raftaki fiyatlarına zam yapıyor. Yem fiyatı ne olursa olsun, maliyetlerimiz ne kadar artarsa artsın biz üreticiler ürettiğimiz ürüne zam yapma hakkına sahip değiliz. Ulusal Süt Konseyinde sanayicinin senaryosunu yazdığı oyunu bakımlık personeli ve bir iki kooperatif beraber oynuyor. Biz diğer üretici paydaşlarıda seyrediyoruz. Oyunun sonunda protesto alkışlarıyla salondan çıkıyoruz. Kuruluş aşaması bile yanlışlarla dolu Ulusal Süt Konseyi üreticisi için artık bir anlam ifade etmemektedir. Çiğ süt fiyatının mutlaka süt-yem paritesine bağlanması gerekmektedir. Bu konuda bize nutuk atanlar sürekli söz verip, üzerinde çalışıyoruz yalanlarıyla zaman geçirenler ülkenin üreticisine ciddi zarar vermektedir. Yapılması gerekenleri gayet iyi bilen yetkililer görevlerini yapmalıdır. Bu ülkenin insanlarının beslenebilmesi için süt sığırcılığının sürdürülebilir olması gerekir. Doları biz basıyor olsaydık belki hayvancılık yapmaya ülke olarak ihtiyaç duymayabilirdik.

Diğer bir konuda biz üreticiler kendi ürettiğimiz çiğ süte, Gıda Tarım ve hayvancılık bakanlığı tarafından zoonoz hastalıklardan ari belgesi almış, Avrupa Birliği onayından geçmiş çiğ sütlerini tüketiciye direk satamıyoruz.  Bir düşünün AB onayı aldığımız sütünüzü ve süt ürünlerinizi AB’ye yolluyorsunuz ama kendi ülkenizde, kendi insanınıza bu kaliteli hilesiz çiğ sütü satamıyorsunuz. Bu ayıbı ortadan kaldıracak bir yetkili çıkar umuduyla bekliyoruz.

Copyright © 2014 TUSEDAD Tum Hakları Saklıdır.