22/06/2017 tarihi itibariyle;  Buğday Yemlik 916 TL / ton, Arpa 875 TL / ton, Mısır 885 TL / ton, Buğday Kepeği 577 TL / ton, Yulaf  825 TL / ton, Soya Fasulyesi 1.350 TL / ton, 

Çiğ sütte köle düzeni... | Ali Ekber YILDIRIM

Çiğ sütte köle düzeni...

 

Çiğ sütte tam bir köle düzeni yaşanıyor. Üreticinin çiğ sütü tam 1 yıldır aynı fiyattan satılıyor. Bilindiği gibi Ulusal Süt Konseyi 6 ayda bir çiğ sütte bir referans fiyat belirleyip açıklıyor.

Açıklanan bu fiyat adı üzerinde, referans fiyat. Çiğ sütün çok büyük bölümü bu fiyatın altında satılıyor. Üretici,sanayici ve bakanlık temsilcilerini,n yer aldığı Ulusal Süt Konseyi'nde süt sanayicileri söz sahibi.Bu nedenle istedikleri zaman istedikleri fiyatı belirleyebiliyorlar. Nitekim, geçen yıl Temmuz ayında litre başına 1 lira 15 kuruşluk çiğ süt referans fiyatı tam bir yıldır artırılmadı. Bu dönemde yem fiatı başta olmak üzere bir çok girdi fiyatı arttı. Ama çiğ süt fiyatı sabit. Çiğ sütü hammadde olarak alan sanayiciler, mandıralar bu sütü pakete koyup rafta satışa sunar. Yoğurt yapar,peynir yapar,tereyağı elde eder. Bu ürünlerin hepsinin son 1 yılda fiyatı belli oranlarda arttı. Örneğin paket sütteki fiyat artışı yüzde 20-30 aralığında gerçekleşti.Fakat, çiftliklerden alınan, çiftçilerden alınan çiğ süt fiyatı aynı. İşte bunun adı olsa olsa kölelik düzeni olur.

 

 Süt fabrikaları mandıralar büyüyor

 Bu kölelik düzeninde çiğ süt üreten çiftlikler adeta yerinde sayarken süt sanayicileri, mandıralar onların sırtından büyüyor. Büyük süt firmaları medyaya demeç veriyor.Milyon dolarlık yatırımlar yapıyorlar. Yeni fabrikalar kuruluyor.Mandıralar mağaza sayısını artırıyor. Hipermarketler süt ve süt ürünlerinden çok tatlı karlar elde ediyor.

Dışarıdan bakılınca sanayicinin büyümesi, yeni yatırımların yapılması, istihdam yaratılması ülke için önemli adımlar olarak görülür. Sanayici büyüyecek ki, çiftçinin sütü değer kazansın. Sütü satacak daha çok yer olsun. Fakat, bu genel kurul Türkiye'de pek uygulanmıyor. Sanayici büyüyor. Mandıralar büyüyor. Çiğ sütü üreten çiftçiler sattığı sütle yem alamadığı için hayvancılığı bırakıyor.Kente göç etmek zorunda kalıyor. Büyük umutlarla ve devletin sıfır faizli kredilerle teşvik ettiği orta ve büyük ölçekli işletmeler  kredilerini ödemekte zorlandığı için kapısına kilit vurulanlar var.

Tam 1 yıldır çiğ süt fiyatı artmıyor. Bunun faturasını çiftçi ödüyor. Madalyonun bir de tüketici boyutu var. Çiğ süt fiyatı artmazken nihai tüketiciye ulaşan süt ve süt ürünlerinin fiyatı artıyor. Yani tam bir vahşi kapitalizm uygulaması. Çiftçi ucuza satıyor.Tüketici pahalıya tüketiyor. Parayı aradakiler yani süt sanayicileri,mandıralar,marketler kazanıyor.

Çiğ süt üreticisinin ve tüketicinin sırtından sağlanan bir büyüme daha ne kadar sürdürülebilir?

 

Hükümet boşluğundan yararlandılar

Geçtiğimiz günlerde gelecek 6 ay uygulanacak çiğ süt fiyatını belirlemek için Ankara'da Ulusal Süt Konseyi toplandı. Üretici,sanayici ve bakanlık temsilcileri aynı masada buluştu. Üretici doğal olarak 1 yıldır artmayan çiğ süt fiyatının litre başına en azından 10 kuruş artırılmasını talep etti.  Sanayiciler adeta isyan etti: "Depolarımız dolu. Bu sene turizm sezonu daha açılmadı.Bu nedenle zarardayız" diyerek bu isteğe karşı çıktı. Fiyatın sabit kalması bir yana, fiyatı düşürmekle tehdit ettiler.

Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı yetkilileri, artan girdi maliyetleri nedeniyle fiyatın bir miktar artırılmasından yana tavır koysa da, hükümet boşluğu nedeniyle etkili olamadı.Daha doğrusu süt sanayicileri koalisyon görüşmeleri öncesinde yaşanan boşluğu fırsat bilerek bakanlık temsilcilerini yok saydı ve masadan kalktı.

Masadan kalkmasının anlamı fiyat artışının olmadan eski sistemin devam etmesi. Bir yandan bu görüşmeler sürerken diğer tarafta sahada süt sanayicileri üreticinin deyimi ile "süt bırakmaya" yani çiftçinin sütünü almamaya başladı.

Geçmiş yıllarda da benzer durumlar yaşandı. Süt firmaları kendi aralarında anlaşarak üreticiden çiğ süt almıyor. Bir miktar süt almayınca üretici telaşlanıyor ve elinde süt kalmasın diye ucuz da olsa satmaya çalışıyor. Çünkü elindeki sütü satacak yer yok. Depolaması,stoklaması da mümkün değil.

Güçlü kooperatifler olsa, sütü değerlendirecek tesisler olsa sanayici bu şımarıklığı yapamayacak. Avrupa Birliği'nin bir çok ülkesinde olduğu gibi çiğ süt tek elden, kooperatifler aracılığıyla satılsa alıcılar bu kölelik düzenini sürdürebilir mi?

 

Süt tozu desteği sanayiciye avantaj sağlıyor

Devlet süt tozu üretimine destek sağlıyor. Bu desteği de sanayiciye veriyor. Dünyada böyle bir uygulama ancak Türkiye'de olur. Bu uygulamanın fikir babası Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker. Her fırsatta "süt tozu ithalatını sonlandırdık" diye övünerek anlatıyor.  Bugünlerde bakanlığa veda etmeye hazı1rlanan Mehdi Eker, yazdığı iki kitapta tarım ve hayvancılıkta ülkeye çağ atlattıklarını iddia ediyor. Alın size çağ atlatan bir uygulama! Bir yandan Et ve Balık Kurumu'nun adı değiştirildi.Et ve Süt Kurumu oldu. Et ve Süt Kurumu sütte piyasayı düzenleyecekti. Bugüne kadar süt ile ilgili ne yaptı?

Tamamen göstermelik bir isim değişikliği oldu.Et ve Süt Kurumu'nun süt konusunda eli kolu bağlanırken, Bakanlık süt tozu desteğini sanayiciye verdi. Süt sanayicileri piyasadan sütü ucuza alıyor ve tesislerinde süt tozuna dönüştürüyor. Bu uygulama halen devam ediyor. Çiğ süt fiyatının belirlendiği Ulusal Süt Konseyi toplantılarında sanayici süt tozu silahını masaya koyarak pazarlığa başlıyor. "Elimizde bize 3 ay yetecek süt tozu var,depolarımız dolu.Bu nedenle süt almayacağım" diyebiliyor. Yani üreticinin elinde olması gereken silah, karşı taraftan üreticiye doğrultuluyor.

Oysa süt tozu desteğinin gündeme geldiği ilk günden beri yazıyoruz. Süt tozu üretiminin ya devlet tarafından veya üretici birlikleri,kooperatifler tarafından yapılmalı.. En azından yasal olarak piyasayı düzenlemekle görevlendirilen  Et ve Süt Kurumu süt tozunu mevcut tesislerde ürettirerek deposuna koymalı. Böylece piyasaya müdahale gücü olur. İsmail Kemaloğlu'nun genel müdürlüğü döneminde bu konuda bir çalışma yapıldığını biliyoruz. Fakat daha sonra süt sanayicileri,Bakan Mehdi Eker'i veya daha üsttekileri ikna(!) ederek Et ve Süt Kurumu'nun devre dışı kalmasını sağladı. Sanayicinin hem alıcı hem piyasa düzenleyici olduğu bir uygulamada üreticinin hiç bir gücü olmaz,olamaz.

Özetle, çiğ sütte dağınık bir yapıda olan üretici, az sayıdaki sanayici ve mandıralara köle gibi hizmet ediyor. Çalıştığının karşılığını alamıyor. Bu düzenin değişmesi için üreticilerin hem küçük üreticilerin hem de büyük çiftliklerin örgütlenmesi gerekiyor. Aksi taktirde bu kölelik düzeni sürüp gider.

 

Copyright © 2014 TUSEDAD Tum Hakları Saklıdır.